reklam

» HZ MUSA VE ÜÇ KİŞİ - HİKAYELER



Hazreti Allah (C.C.) Musa Aleyhisselâm’a: — Ya Musa sana acaibattan bir sır bildireyim mi? buyurdu. Musa Kelimullah: — Göster ya Rabbi! diye iltica etti. Allah tarafından: — Ya Musa! Git filân yerdeki çeşmenin başına, kimse görmeyecek şekilde bir yere gizlen ve bekle!, emri geldi. Musa Aleyhisselâm gitti, tarif edilen çeşmeyi buldu ve beklemeye başladı. Biraz sonra atlı bir adam geldi, atından indi, kendisi su içip atını suladı ve zarurî ihtiyaçlarını tamamlayıp atına bindi gitti. Fakat giderken para kesesini çeşmenin başında unutup da gitti. Çok geçmeden bir çocuk geldi, o da su içti ve yolcunun unuttuğu altın kesesi bağlı olan kemeri alıp gitti. Aradan çok zaman geçmeden bu sefer bir âmâ geldi, abdest aldı ve bir kenara çekilip ibadete başladı. Hazreti Musa gizlendiği yerden manzarayı buraya kadar takip etti. Biraz sonra altın keseli kemeri unutan atlı adam geri geldi. Kemerini çıkarıp bıraktığı yere baktı ki, orada yok. Doğru âmânın yanına vardı ve ona kemerini unuttuğunu, bulduysa vermesini söyledi. Âmâ: — Görüyorsun ki, iki gözüm de görmüyor. Hem ben keseyi almış olsam yanımda olması lâzım. Bende böyle bir şey olmadığına göre almış olmam imkânsız, diyerek adamı iknaya çalıştı ise de, adam bir türlü inanmadı ve: — Bu altını sen aldın, vermiyorsun, diyerek âmâyı vurup öldürdü. Adam keseyi bulamamıştı ama, âmâyı da öldürmüştü. Hazreti Musa, sırrına vakıf olamadığı bu hâdisenin mahiyetini öğrenmek için Cenab-ı Hakka ilticada bulundu. Allah-ü Teâlâ meseleyi şöyle izah buyurdu: — Ey kelimim Musa! Kemeri alan çocuğun babası daha evvel ...

Devamını Oku

» KANLI GÖMLEK - HİKAYELER



Hikaye, başarı hikayesi, başarı hikayeleri, hikayeler, hikayesi, hikayeleri Bu olay, Marmara Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü 1993 yılında bitiren Dilek isimli bir kızın başından geçmiş. (Böyle anlatılıyor, soyadı yok) Dilek bi gün okuldan çıkmış, durakta minibüs bekliyormuş. Yalnız korkunç da yağmur yağıyormuş bu arada. Kızın önüne bi araba yanaşmış. İyi giyimli, temiz yüzlü bi genç, “Yanlış anlamayın n’olur. Ben de yakın zamana kadar öğrenciydim. Islanmayın, gelin ben sizi uygun bi yere kadar bırakayım” demiş. Dilek kız, basta biraz tereddüt etmiş ama çocuğun iyi niyetine inanmış ve arabaya binmiş. Yolda sohbet filan etmişler. Hoşlanmışlar birbirlerinden. Çocuk, “Lütfen izin verin sizi evinize bırakayım. Bakın yağmur da iyice hızlandı” demiş, Dilek kabul etmiş tabi. Sohbet iyice koyulaşmış. Kızın evine gelmişler, bu arada telefon değiş tokuşu yapmayı da ihmal etmemişler. Dilek çok etkilenmiş çocuktan. O hafta her telefon çaldığında yüreği hop etmiş, “Ay benimki mi arıyor?” diye telefona koşmuş. Ama arayan olmamış maalesef. Dilek yüzünü kızartıp çocuğu aramaya karar vermiş, “Belki numaramı kaybetmiştir, ne olacak ki ben arasam” deyip kandırmış kendini. Telefonu ağlamaklı bir kadın sesi açmış. Meğer teyze, bizim çocuğun annesiymiş ve hıçkıra hıçkıra, oğlunun trafik kazasında öldüğünü söylemiş. Anlattıklarından Dilek anlamış ki, çocuk onu bıraktıktan 5 dakika sonra yapmış kazayı. “Keşke eve bıraktırmasaydım. Benim bunun sorumlusu” diyerek hemen kendini suçlamaya başlamış. Suçluluk duygusundan kurtulmak için teyzeden adresi almış, “En azından başsağlığına gideyim bari” diye düşünmüş. Ziyaret ...

Devamını Oku

» ÖNCE KENDİ ÇİZGİNİ UZAT - HİKAYELER



Hikayeler, hikayesi, hikayeleri, hikaye, başarı hikayeleri, başarı hikayesi Öğretmen sınıftaki zeki fakat kıskanç öğrenciye : “Niçin arkadaşlarını çekemiyor, onların yaptıklarını bozup kavga ediyorsun?” diye sordu. Öğrenci, bir süre düşündükten sonra, “Çünkü onların beni geçmelerini istemiyorum” dedi. “En iyi ben olmalıyım. “ Öğretmen, masasından kalktı, eline bir parça tebeşir aldı ve yere 15 cm. uzunluğunda bir çizgi çekti, kıskanç öğrenciye bakarak, “Bu çizgiyi nasıl kısaltırsın?” dedi. Öğrenci bir süre bu çizgiyi inceleyip içinde çizgiyi birçok parçaya bölmek de olan birkaç yanıt verdi. Öğretmen, yanıtları kabul etmedi ve yere ilkinden daha uzun bir çizgi çekti. “Şimdi birinci çizgi nasıl görünüyor?” diye sordu. Öğrenci utana sıkıla, “Daha kısa” diyerek başını öne eğdi. Öğretmen bu yanıt üzerine öğrencisine unutmaması gereken şu öğüdünü verdi: – Bilgini ve yeteneklerini artırarak kendi çizgini uzatman, rakibinin çizgisini bölmeye çalışmandan daha iyidir . Alıntı

Devamını Oku

» ASLA ÇOK GEÇ DEMEYİN - HİKAYELER



Hikaye, hikayeler, hikayeleri, hikayesi, başarı hikayesi, başarı hikayeleri Çok geç diye bir zaman yoktur!.. Okulun ilk günü, ilk derste profesörümüz, önce kendini tanıttı, sonra; “Bu yıl, yepyeni bir öğrencimiz var. Çok ilginç biri bakalım bulabilecek misiniz” dedi.. Ayağa kalkıp etrafa bakmaya başlamıştım ki, yumuşak bir el omzuma dokundu.. Döndüm.. Yüzü iyice kırışmış bir yaşlı hanımefendi, bana gülümseyerek bakıyordu.. “Ben Rose” dedi.. “Benim adım Rose, yakışıklı.. 87 yaşındayım. Madem tanıştık seni kucaklayabilir miyim?. “Güldüm.. “Tabii” dedim.. “Hadi sarıl bana..”Öyle sımsıkı sarıldı ki “Bu kadar genç ve masum yaşta üniversiteye niye geldin” diye şaka yaptım… Minik bir kahkaha ile yanıtladı: “Buraya zengin bir koca bulmaya geldim. Evlenip birkaç çocuk doğuracağım. Sonra emekli olup dünya turuna çıkacağım..” Dersten sonra kantine gidip, birer sütlü çikolata içtik. Hemen arkadaş olmuştuk. Ertesi gün ve ertesi üç ay, sınıftan hep birlikte çıktık ve hep kantinde lafladık.. Öyle akıllı ve öyle deneyimliydi ki, onu dinlemekle, derslerden daha çok şey öğrendiğimi hissediyordum. Sömestre boyunca Rose kampüsün gülü oldu. Nereye gitse etrafı çevriliyor, çok çabuk arkadaş ediniyordu. iyi giyinmeyi seviyor, diğer öğrencilerin ilgisini çekmeye bayılıyordu. Rose hayatını yaşıyordu.. Hepimizden daha canlı, daha dolu yaşıyordu.. Sömestre sonunda, Futbol  balosuna davet ettik, Rose’u.. Konuşma yapması için.. Orada bize verdiği dersi unutmama imkan yok.. Konuşmasını önceden hazırlamış ve bir yığın karta kocaman kocaman yazmıştı. Elinde budeste ...

Devamını Oku

» SOL KOLU OLMAYAN KARATECİ - HİKAYELER



Hikaye, hikayeler, hikayeleri, hikayesi, başarı hikayeleri, başarı hikayesi Japon çocuğun tek hayali çok ünlü bir karateci olmaktı. Fakat ailesi buna izin vermezdi. Bir gün talihsiz bir kaza sonucu çocuk sol kolunu kaybetti. Ailesi çocuğun moralinin çok kötü olduğunu görünce ona bir karate hocası tuttu. Hoca ilk dersinde çocuğa karşısındakini sağ koluyla tutup üstünden savurmayı  gösterdi. Hatta ikinci, üçüncü ve sonraki bütün derslerde hep aynı hareketi yapıyorlardı. Çocuk bir gün hocasına “hocam ben çok sıkıldım, artık başka hareketlere geçsek” dedi. Hoca ise bunu kabul etmeyerek dünyada bu işi en hızlı yapan kişi olmadıkça bitirmeyeceğini söyledi. Çocuk o kadar hızlanmıştı ki, hocasını bile göz açıp kapayıncaya kadar yerden yere vuruyordu. Bir gün hoca elinde bir kağıtla geldi kağıtta çocuğun gençler karate şampiyonasına katılabileceği yazıyordu. Çocuk çok şaşırdı. Ertesi gün salonda ilk rakibinin karşısına çıkacakken heyecanla hocasına sordu, “hocam bu iş nasıl olur? Ben sadece tek hareket biliyorum kesin kaybederim” Hocası ise”sen sadece hareketi yap” cevabını verdi. Çocuk ringe çıktı ve hareketiyle rakibini eledi. Hatta tek hareketle finale kadar çıktı. Finalde karşısında kendisinin iki katı birisi vardı. Önce çok korktu ama gene bildiği hareketi yaparak son rakibini de yendi ve şampiyon oldu. Sevinçle hocasının yanına koştu ve sordu “hocam nasıl olur anlamıyorum, sadece bir hareket biliyorum, tek kolluyum ve şampiyon oldum” Hocası çocuğa baktı ve dedi ki, “senin yaptığın hareket karatedeki en zor hareketlerden biridir. Ve bir tek savunması vardır o da, rakibin sol kolunu tutmak”. Al...

Devamını Oku

» KARASEVDA HİKAYESİ - HİKAYELER



Hikayeler, hikaye, hikayesi, hikayeleri, aşk hikayesi, aşk hikayeleri Aşkın ne yaman bir ateş olduğunu tadanlar bilir. Gerçek aşk ise, Yaradanına ulaştıran bir merdivendir. Ruh ordusunun başı gönüller sultanı Mevlana’ya aşkın tarifini soranlara, “Benim gibi ol da gör” der… Her şeyin fersudeleştiği günümüzde, aşk ve meşklerde yerini cinselliğe doyumsuz bir hedonizme bırakmıştır. Gül dikeninden, diken gülünden şikayetçidir. Bizim neslin insanının çoğu; kara kaşlı, ela gözlü, lepiska saçlı sevgilisine gönlünü pek açamaz; hicranını, ızdırabını, sevgisini gönlüne gömerdi. Dahası da çeşitli nedenlerle kavuşamadığı gönül yaresi karasevdaya dönüşür, arkasından ölüm gelirdi. Kahramanımız büyük bestekar Şevki Bey’i de Nâtüvan Hanım’a olan aşkı yıkmıştı. Hayatı hakkında pek az şey bildiğimiz Şevki Bey, 1860’da İstanbul’un Fatih semtinde dünyaya gelmiştir. Öğrenimi ortaokulu aşmayan Şevki Bey, küçük yaşta iken Müzika-i Hümayun‘a alınmıştı. Saray faslı topluluğunda hanendelik yapmış; güzel sesi gibi, kibar tavırları ile de büyük bir ilgi toplamıştır. Ünlü besteci bir süre sonra saray hayatından sıkılarak, ayrılmak hatta kaçmak ister. İstanbul gümrüğüne girer, çalışmaya başlar. Bu sırada yirmidört yaşındadır; seçkinlerin tanıdığı, halkın çok sevdiği bir besteci olmayı başarmıştır. Saraydan ayırlan Şevki Bey ne yazık ki içkiye alışır, artık her gece meyhanelerden çıkmaz olur. Çok kolay beste yapan bestekarımız, her gün yeni bir aşkın acısını, kadehindeki içkiyle birlikte yudumlarken, besteler arka arkasına sıralanırdı. Dostların sıcaklığı, içkisinin...

Devamını Oku

» SEDEF ÇİÇEĞİNDE Kİ ANLAM - HİKAYELER



Hikaye, hikayeler, aşk hikayeleri, aşk hikayesi, hikayeleri, hikayesi Seksen yaşındaki bir kadının boşanma talebine şaşıran hakim sorar; “Bunca sene sonra neden eşinden ayrılmak istiyorsu a teyzecim?” Yaşı teyze derdini döker; “Benim bir sedef çiçeğim var. Sulamazsam ölür. Yıllardır her gece hep ben kalkıp sularım. Eşim bir kez bile kalkıp çiçeğe su vermedi.Bu bencil adamla yaşamak istemiyorum.” der. Yaşlı adam mütebessim bir ifadeyle olayı anlatır; “Doğrudur hakimim. Yıllar önce hanımım rahatsızlanmıştı. Doktor vücudunda kireçlenme olduğunu, hareket etmesi gerektiğini özellikle geceleri bir kez bile olsa kalkıp yürümesini tavsiye etti. Sağ olsun, bizim hanım biraz inatçıdır. ‘Kalkman lazım desem tersini yapar.’ O sıralarda askerden ona bu çiçeği hediye getirdim. Onu çok sevmişti. Bu çiçeğe her gece su verilmesi gerektiğini söyledim. O yattıktan sonra kalkıp gizlice çiçeğin suyunu döküyordum. Srdef çiçeği suyu fazla sevmezdi…” Bu sözleri duyan kadın, Mahçup bir şekilde davasından vazgeçti. Alıntı

Devamını Oku

» MUTLULUĞUN ANAHTARI - HİKAYELER



Hikaye, aşk hikayeleri, hikayeler, hikayesi, hikayeleri, aşk hikayesi Bu akşam eve geldiğimde Eşim Akşam yemeğini servis ediyordu. Elini tuttum ve ona söyleyeceğim şeyler olduğunu söyledim. Masaya oturdu ve sessizce yemeği yemeye başladı. Ve yine Gözlerinde o korkuyu gördüm. Bir an da kasıldım ağzımı açamıyordum ama düşüncelerimi söylemem lazımdı. Ben boşanmak istiyorum. Sinirlenmedi Sözlerime karşılık vermedi, sadece sebebini sordu. Bir cevap veremedim ve buna çok sinirlendi elinde ki Çatal Bıçakları fırlattı. Bana bağırdı ve Adam olmadığımı söyledi. Bu akşam tek kelime konuşmadık. Eşim bütün Gece ağladı. Farkındaydım Evliliğimiz ne olacağını merak ediyordu, ama onu tatmin edecek bir şey söyleyemeyecektim. Ben Jane’e aşık oldum, eşimi sevmiyorum artık.Bu vicdan azabıyla bir Evlilik sözleşmesi hazırladım, Evi, Arabayı ve Şirkettin 30% ona verecektim. Sözleşmeye kısa bir süre baktı ve yırttı. 10 yıl hayatımı paylaştığım bu Kadın bana yabancı olmuştu. Onun harcadığı zamana ve enerjiye üzülüyordum, ama geri dönemezdim, Jane’e çok aşık olmuştum. Sonra hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı, bu benim beklediğim bir tepkiydi. Onun ağlaması benim hafiflememe sebep olmuştu. Bir süredir aklımdan geçiriyordum boşanmayı, bu fikir bende saplantı haline gelmişti ve şimdi bu duyguyu daha da güçlü hissediyordum ve doğru karardı.Bir sonra ki akşam eve geç gelmiştim ve Eşimi Masada yazı yazarken gördüm. Çok uykum vardı ve Akşam yemeğini yemeden uyumaya gittim. Jane ile geçirdiğim o kadar saat beni yormuştu. Bir ara uyandım ve onu hala yazı yazarken gördüm Masa da. Ama bu benim Umurumda değildi ve başımı çevirip uyumaya devam ettim. . Ertesi sabah bana Şartlarını yazı halinde sundu. Benden hiç bir şey istemiyordu, sadece boşanm...

Devamını Oku

» GERÇEK AŞK - HİKAYELER



Hikayeler, hikaye, hikayesi, hikayeleri, aşk hikayeleri, aşk hikayesi Bir otobüs durağında karşılaşmışlardı ilk kez…. Biri tıpta okuyordu, öbürü mimarlıkta. O ilk karşılaşmadan sonra, bir kere, bir kere, bir kere daha karşılaşabilmek için, hep ayni saatte, ayni duraktan, ayni otobüse bindiler. Gençtiler, çok genç… Birbirileriyle konuşacak cesareti bulmaları biraz zaman aldı ama sonunda basardılar. İkisi de her sabah otobüse bindikleri semtte oturmuyorlardı aslında. Delikanlı arkadaşında kaldığı için o duraktan binmişti otobüse, kız ise ablasında…. Sırf birbirilerini görebilmek için, her sabah erkenden evlerinden çıkıp, şehrin öbür ucundaki o durağa, onların durağına geldiklerini, gülerek itiraf ettiler bir süre sonra… Okullarını bitirince hemen evlendiler. Mutluydular hem de çok mutlu… Bazen issiz, bazen parasız kaldılar ama öylesine sıkı kenetlenmişti ki yürekleri ve elleri hiçbir şeyi umursamadılar. Ayın sonunu zor getirdikleri günlerde de ünlü bir doktor ve ünlü bir mimar olduklarında da hep mutluydular. Zaman aşımına uğrayan, alışkanlıklara yenik düşen, banka hesabında para kalmadığı için ya da tam tersine o hesabi daha da kabarık hale getirmek uğuruna bitip-tükeniveren sevgilerden değildi onlarınki… Günler günleri, yıllar yılları sevgileri de büyüdü, büyüdü…Tek eksikleri çocuklarının olmamasıydı. Zorlu bir tedavi sürecine rağmen çocuk sahibi olmayınca, “bütün mutlulukların bizim olmasını beklemek, bencillik olur” diyerek devam ettiler hayatlarına. Çocuk yerine, sevgilerini büyüttüler… “Senin için ölürüm” derdi kadın, sımsıkı sarılıp adama ve kadında “Hayır, ben senin için &...

Devamını Oku

» KANLI KUMLAR - HİKAYELER



Hikaye, hikayeler, aşk hikayeleri, hikayesi, hikayeleri, aşk hikayesi Eski zamanlarda civarın kralının kızı ile bir balıkçı birbirlerine aşık olmuş. Ancak, kral kızı balıkçıya varamaz… Hal böyle olunca, kız ile delikanlı gizli gizli buluşuyorlar tabii…Kral baba bunu zaman içerisinde öğreniyor ve bir gece takip ettiriyor kızını… Diyorlar ki; balıkçı denizden geliyor, kız kumsalda onu bekliyor, bulunduğu yeri ışıkla işaret ediyor delikanlıya…Ve kral kızı ile delikanlı, gün ağarana kadar aşk oyunları yapıyorlar birbirlerine… Kral bir gece askerlerine kızını yakalamalarını ve kumsalda ışıkla balıkçıya işaret göndermelerini buyuruyor. Delikanlı ışığı görünce atlıyor kayığına ve kürek çekiyor bir manga askerin üzerine doğru… Kız askerlerin elinden kurtuluyor ve koşmaya başlıyor sevdiğini kurtarabilmek için ama koyun taaa öbür ucuna yetişmesi imkansız…Ama sevda bu; kural falan dinlemez, atıyor kendini sulara… İste o anda bir mucize gerçekleşiyor! Kızın adim attığı her yer kumsala dönüşürken pesinden koşan askerler bastıkça denize gömülüyor onca ağırlıkla… Kız kayığa kadar koşabiliyor…Ancak bir okçu tam o anda delikanlıyı hedefleyip salıyor okunu…Heyhat! Kız ile delikanlı birbirlerine sarılmışlardır bile ve ok gelip kızla buluşuyor… Derler ki; O kumlar, kızın kanı denize karısınca kırmızıya boyanmış…Delikanlı ise aldığı gibi gidiyor kızı, sonrasını ne gören var ne duyan!…Marmaris’e karayolu ile 1.5 saat uzaklıkta.. Alıntı

Devamını Oku



HİKAYE - HİKAYELER - MASAL - MASALLAR

Size Daha İyi Hizmet Verebilmek İçin Sitemiz Yenileniyor


Karlitorosdaglari.blogcu.com Ekibi